Bazen hala "one day" i düşünüyorum. Şimdi içinde olsak konuşmadıkları kısımda olurduk. Birbirimizi de başka ilişkilerin içinde bulurduk.
Sonrasında kavuştukları için mi içinde olmak istiyorum?
Peki sonunda kendimi öldürmek istiyor muyum?
Bazen hala "one day" i düşünüyorum. Şimdi içinde olsak konuşmadıkları kısımda olurduk. Birbirimizi de başka ilişkilerin içinde bulurduk.
Sonrasında kavuştukları için mi içinde olmak istiyorum?
Peki sonunda kendimi öldürmek istiyor muyum?
Belki de her gün sana anlatacak şeylerim birikiyor, eminim ki senin için de aynı durum geçerlidir. Bu yüzden ki her konuşmamızda beni hayatından bir "güncelleme listesiyle" karşılıyorsun. İnan ben de o gün yaşadığım şeyleri sana yazmak, mutluluğuma seni de ortak edip mutlu etmeyi istiyorum.
Ama yapamam.
Bunu hem aramızdaki ilişkiyi bitirmek adına hem de karşılığını alamadığımı düşündüğüm şeyler için yapamam.
Seni arkadaşlığımla ödüllendiremem.
"Hiç umudum kalmadığında içimden fısıldadığım bir şey vardır 'bütün çiçekleri koparabilirsin ama baharın gelişini engelleyemezsin."
Sahi, geldi mi bahar?
Zihninden silemiyorsun onu.
Anılarını.
Bir adresi olsa belki de camının altına gidip seslenip aşağı inmesini bekleyeceksin.
Onun kalbinde yerin olsaydı belki de gidip kollarından tutup çekecektin kendine.
Onun zihninde bir yerin olsaydı belki de arayıp konuşmak isterdin saatlerce.
Onun gözlerinde yerin olsaydı belki de onların içine saatlerce; bıkmadan ,usanmadan, doyamadan bakacaktın.
Onun cümlelerinde bir yerin olsaydı belki de her cümlesini ezbere bilirdin.
Onun hikayesinde bir yerin olsaydı belki de beraber hikayenizi en baştan yazardınız.
Ama unutmamalısın ki nasıl sen onda değilsen, o da sende var olamaz.
Bırak yalnızca kendisinden oluşan hikayesini yazsın. Senin artık kendi hikayene dönme zamanın geldi.
O gün istasyona gittim.
Bir biletim yoktu. Beklediğim bir trende.
Yolculuk için değil, beklemek için gittim.
Bekleyişlerimiz hep anlamlı olmaz ya. Bekleriz olmaz, beklemeyiz olur.
Buna biz karar veremeyiz.
Bende şimdi kararı vermeye geldim.
Sevgili Dost,
Belki hayatında hiç mektup almadın, belki bir kaç kere mektuplaştın ama daha sonra devamı gelmedi.. Ama şimdi bana söyle bir zarfı açmak kadar kalbi titreten başka ne vardır?.. Bir mektubu okursun ve o sana o kadar çok dokunabilmiştir ki bir daha ve bir daha okursun aynı satırları. Satırları okudukça ezberlenip güzelliğini yitirmez aksine güzelleşir, zamanla bir şarap gibi değerlenir. Mektuplarla ve günlüklerle tuttuğumuz gerçekliğimiz, zamanı gelince geleceğimizi de belirler. O zamanlarda kaleme alınan satırlar bilinçaltımıza işler, bazen farkına varmadan günlerimizi onla şekillendiririz. İçten yerlerdir mektuplar; bizimle oldukları için, bizi dinledikleri için teşekkür eder, iyi dileklerimizi sunarız mektup arkadaşlarımıza. Senin de varsa içinde dökülmesi gereken şeyler, kaleme almalısın. Mektubu ister kendine yaz, ister bir arkadaşına, bana ya da belki de hiç postalamamak üzere yaz. Diğer bir önemli şey ise sana da mektup yazan birinin olmasıdır. O kişi seni öyle şanslı öyle özel hissettirir ki artık her şeyi yapabilecekmişsin gibi. Bir mektup arkadaşı bulmak için yaz. Kısa mesajları bırakıp süslü laflar etmeye takılmadan yaz, içten. Bende mektubumun sonuna gelirken Ali Ural'dan bir alıntıyla bitirmek istiyorum. Elimden geleni yaparım diyorsun demek, 'İnsan ancak elinden geleni yapar ama elinden gelenin ne olduğunu bilmek gerek' (Max Jacob)
Sevgili Dost,
Elini nabzına götür.
Sevgilerle EKY.
Karanlık gecelerde, için sıkılmış ya da korkmuşken,
Sadece ulu ayın göklerde göründüğü bu puslu, ıssız zamanlarda
Sonrasında bir sabah geleceğini unuturuz; ta ki,
Tan vakti geldiğinde
Anlarsın
Yalnız ve korkmuş olsan da her şey kavuşur elbet aydınlığa.
Bazen hala "one day" i düşünüyorum. Şimdi içinde olsak konuşmadıkları kısımda olurduk. Birbirimizi de başka ilişkilerin içinde bul...