Sevgili Dost,
Belki hayatında hiç mektup almadın, belki bir kaç kere mektuplaştın ama daha sonra devamı gelmedi.. Ama şimdi bana söyle bir zarfı açmak kadar kalbi titreten başka ne vardır?.. Bir mektubu okursun ve o sana o kadar çok dokunabilmiştir ki bir daha ve bir daha okursun aynı satırları. Satırları okudukça ezberlenip güzelliğini yitirmez aksine güzelleşir, zamanla bir şarap gibi değerlenir. Mektuplarla ve günlüklerle tuttuğumuz gerçekliğimiz, zamanı gelince geleceğimizi de belirler. O zamanlarda kaleme alınan satırlar bilinçaltımıza işler, bazen farkına varmadan günlerimizi onla şekillendiririz. İçten yerlerdir mektuplar; bizimle oldukları için, bizi dinledikleri için teşekkür eder, iyi dileklerimizi sunarız mektup arkadaşlarımıza. Senin de varsa içinde dökülmesi gereken şeyler, kaleme almalısın. Mektubu ister kendine yaz, ister bir arkadaşına, bana ya da belki de hiç postalamamak üzere yaz. Diğer bir önemli şey ise sana da mektup yazan birinin olmasıdır. O kişi seni öyle şanslı öyle özel hissettirir ki artık her şeyi yapabilecekmişsin gibi. Bir mektup arkadaşı bulmak için yaz. Kısa mesajları bırakıp süslü laflar etmeye takılmadan yaz, içten. Bende mektubumun sonuna gelirken Ali Ural'dan bir alıntıyla bitirmek istiyorum. Elimden geleni yaparım diyorsun demek, 'İnsan ancak elinden geleni yapar ama elinden gelenin ne olduğunu bilmek gerek' (Max Jacob)
Sevgili Dost,
Elini nabzına götür.
Sevgilerle EKY.